
Erişkin popülasyonunda prevalansı % 2-4 gibi oldukça yüksek oranda bulunan DEHB son derece iyi tedavi edilebilir. DEHB, depresyon ve anksiyete bozuklukları gibi sık görülen psikiyatrik bozukluklarla çok yüksek oranda eşzamanlı bulunur ve bu hastalıkların tanı ve tedavisinde sorunlara yol açabilir. Ayrıca DEHB’lu kişilerde sigara, alkol ve madde bağımlılıkları toplum ortalamasının çok üzerindedir. DEHB’li çocukların trafik kazası oranlarının çok daha yüksek olması gibi erişkin DEHB’lilerin de normalden daha riskli araba kullandıkları ve trafik kazalarına karıştıkları bilinmektedir.
Dikkatsizlik, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik gibi Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluk belirtileri, yukarıdaki olgu örneğinde olduğu gibi kişinin kendi zekası ve yetenekleri göz önüne alındığında o kişiden beklenen başarının altında kalmasına yol açar. DEHB çocukluktan başlar ve ½- 2/3ünde erişkinlikte de sürer. Unutulmaması gereken bir nokta da dikkat eksikliği olanların çok önemli bir kısmında hiperaktivite görülmemesidir.
Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluk bireylerin duygusal dalgalanmaları, çabuk kızıp sakinleşmeleri, insanlara çok çabuk ve aşırı güvenmeleri, çabuk sıkılmaları ve maymun iştahlılıkları yanı sıra sorumluluklarını ertelemeleri ilişkilerinde sorunlara yol açar.
Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu’nun nedenleri;
Genetik faktörlerin ve doğum sırasında beyin zedelenmesi veya doğumdan hemen sonra çocuğun kurşun, sigara gibi zehirli maddelere maruz kalması gibi çevresel biyolojik faktörlerin sonucunda beynin ön bölgesindeki (frontal lob) çalışmayı düzenleyen dopamin ve noradrenalinin normalden daha az aktivite göstermesinin Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu’na yol açtığı düşünülmektedir. Sonraki dönemlerde de sigara, alkol, uyuşturucu madde ve kurşun gibi çevresel etmenlere maruz kalma Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu belirtilerini daha fazla arttırabilir. Aile huzursuzluğu, ebeveynlerin psikiyatrik rahatsızlığı veya ilgisizliği başka psikiyatrik bozuklukların da tabloya eklenerek durumun ağırlaşmasına yol açabilir ama Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu’na yol açmaz.
Beynin en üst düzey yönetimsel bölgesi olan ön beyin-beyincik (prefrontostriatal-serebellar) bölgesi ve ilişkili bazal çekirdekler, davranış kontrolü, işleyen bellek, duygusal kontrol, odaklanma
ve motor kontrol gibi beynin yürütücü işlevlerinden sorumludur. Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu sorunu bu bölgede olduğundan, bazen dikkat eksikliği, bazen hiperaktivite-dürtüsellik, bazen de ikisi bir arada dikkat eksikliği –hiperaktivite birleşik tip olarak karşımıza çıkar. Böylelikle de durup düşünüp karar verip sonunu düşünerek hareket etme veya konuşma mekanizması bozulur.
Uzun süreli bellekte sorun yoktur. Kısa süreli olayları hatırlayıp güncel gerekli bilgilerle bir araya getirmede sorun yaşanır. Duyguların kontrolünde özellikle de stresli zamanlarda güçlük yaşanır. Sözel saldırganlık, öfke patlaması görülebilir. Stresin tüm yaşamı etkilemesi ve kaygı kontrolünde yetersizlik görülür. Engellenme karşısında çabucak vazgeçme de tipiktir. Dikkat eksikliğiyaşayan birey en çok odaklanamamaktan, konsantrasyonunun çok kısa sürmesinden yakınır. Çevresel uyaranlarla, hatta akla gelen düşüncelerle dikkatleri çok kolay dağılır. Yapması gereken ve dikkat gerektiren bir işi sürdürememesi, kolayca vazgeçmesi söz konusu olduğu halde ilgi alanında aşırı odaklanması ilginçtir. Özellikle rapor yazmak gibi birkaç yürütücü işlevin aynı zamanda kullanılması gereken durumlarda görevi zamanında bitirememe bir sorun olarak karşımıza çıkar. Motor kontrol alanında ise işleri sürekli erteleme, başlayamama, plansızlık organize olamama, işleri önem sırasına koyamama ve son ana dek görevlerini yapmayı ertelemesi söz konusudur.
Konunun başında sorulan sorulara yanıtınız evetse veya örnek olgudaki yakınmaların bir kısmı veya tamamı size uyuyorsa bu konuyla özel olarak ilgilenen bir psikiyatri uzmanına başvurunuz.
Tedavide uzman denetiminde stimulan ilaçlar, atomoksetin ve trisiklik antidepresanlar yanı sıra bupropion, alfa adrenerjik antagonistler kullanılabilir. Eştanı durumlarının da ayrıca ele alınması ve tedavi edilmesi gereklidir. Ayrıca psikoeğitim, akademik organizasyon becerileri ve eğitimi, aile eğitimi ve terapisi, bilişsel davranışçı terapi, sosyal beceri eğitimi, bireysel psikoterapi seçenekleri göz önünde bulundurulur. Psikososyal girişimlerde daha çok bireye göre hazırlanmış yaklaşımları kullanmak daha uygun olmaktadır.