1-Yeme Bozuklukları nedir?  Psikiyatrik bir hastalık mıdır?
Yeme Bozuklukları anoreksiya nervoza , bulimiya nervoza ve son yıllarda tanımlanan tıkınırcasına yeme bozukluğu gibi psikiyatrik hastalıkların içinde yer aldığı bir tanı grubudur. Bu hastalıklar ruhsal kaynaklıdır ve bedensel belirtiler ön planda gibi görünse de ciddi ruhsal sorunlarla birliktedir.

2- Anoreksiya nervoza  nasıl bir psikiyatrik hastalıktır?
Anoreksiya nervozadaki temel belirtiler;  zayıf bir bedene sahip olma arzusu, kilo almaktan aşırı korku, beden imgesinde bozukluk ve adet kesilmesidir.  Hasta kilo kaybetme amacıyla özel davranış biçimleri geliştirir. Hastaların yaklaşık yarısı bütün yiyecek alımını ileri derecede azaltarak kilo kaybeder. Bazıları yoğun egzersiz yapar. Hastaların diğer yarısı sıkı diyet uygular, ara sıra kontrol kaybederek tıkınırcasına yemek yer ve ardından bu yediklerini kusarak çıkarır. Hastalar aldıkları besinlerin kilo yapıcı etkisini azaltmak için laksatif (ishal yapıcı) , diüretik (su atıcı) gibi ilaçlara da baş vurabilirler. Sonuçta hasta, sağlığını tehdit edecek ölçüde zayıflamıştır.

3- Bulimiya nervoza  nasıl bir hastalıktır?
Bulimiya nervoza aşırı yeme atakları  ve ardından gelen kusmaların ön planda olduğu bir yeme bozuklukları tablosudur. Hasta yine zayıf bir beden sahip olmak istediği için anoreksiya nervozadaki gibi yediklerini dışarı atmak, kalori yapıcı etkilerini gidermek için çeşitli yollara başvurur. Ancak bu tabloda farklı olarak hasta hafif kilolu ya da normal beden ağırlığındadır.

4- Yeme bozuklukları ne sıklıkla görülür? Erkeklerde görülür mü?
Genç kızlarda anoreksiya nervozanın binde bir, bulimiya nervozanın  yüzde bir  olduğu bildirilmektedir. Erkeklerde seyrektir. Klinik örneklerde erkek kadın oranı,1/10 dur.

5- Yeme bozukluklarının nedenleri nelerdir?
Yeme bozuklukları için özgün bir neden bilinmemektedir. Anoreksiya nervozanın başlangıç yaşı göz önüne alınırsa hastalığı ergenlik değişimleri ve bu değişimlere uyum sağlamaktaki yetersizlikle açıklamak uygun gelebilir. Yine bu hastalıkların belirgin bir şekilde kadınlarda daha çok görülmesi hastalığın gelişiminde kadınlık psikolojisinin önemini vurgulamaktadır. Sosyal değişimler de özellikle bulimiya nervozanın gelişiminde rol oynamaktadır.

6- Günümüz toplumsal ve kültürel değişimleri yeme bozukluklarını nasıl etkilemektedir?
Bu bozuklukların gelişimi için güncel açıklamalar çok yönlüdür, diyet yapma davranışının yeme bozukluklarının gelişimine yol açan ortak uyarıcı olduğu vurgulanmaktadır. Modern toplumlarda ince bedene sahip olmak kabul görmektedir. İsteyerek diyet yapanların çoğunluğu daha çekici olma amacındadır. İsteyerek diyet yapanların bir diğer grubu mankenler, dansçılar, balerinler, sporcular, jokeyler gibi iş yaşamlarında rekabetin önemli olduğu kişilerdir ve yeme bozuklukları geliştirme riskleri yüksektir. Bazı kadınların profesyonel ve sosyal taleplerle başa çıkamayıp, çatışma yaşadıkları ve bedensel uğraşlara yönelerek diyet yaptıkları varsayılmaktadır.

7- Bir anoreksiya nervoza hastası nasıl dikkati çeker?
Hastalar karbonhidrat ve yağ içeren gıdalar başta olmak üzere gıda alımını tamamen azaltır. Aşırı hareketli olabilir veya egzersiz yaparlar. Çoğunluğu gıda ile zihinsel düzeyde uğraşır, yemek tarifleri toplar, aileleri için özel yemekler yapar. Karbonhidratlı yiyecekleri saklar, cepte, çantada taşıyabilir. Kilo almadığına inanmak için aynaya uzun uzun bakar. Bazıları kendini tamamen şişman algılarken bazıları zayıf olduğunu, ancak karın, baldır, kalça gibi bazı bölgelerin şişman olduğunu kabul eder. Zayıflıklarının tehlikeli boyuta geldiğinin farkına varmaz. Kendilerinin etkisiz olduğunu hisseder, kilo kaybetme etkileyici bir başarı demektir ve öz saygıları ile kontrol duygusunu güçlendirir. Kendilik değerleri zayıflıklarına bağlıdır. Tedavi talebi azdır. Sıklıkla cinsel uyum kötüdür. Çoğu anorektik ergenin psikososyal cinsel gelişimi gecikmiştir ve erişkinlerde hastalığın başlaması ile cinselliğe ilgi çok azalmıştır.

8-Anoreksiya nervozadaki fizyolojik ve metabolik değişiklikler nelerdir?
Bu değişiklikler, açlık durumu veya çıkarma davranışlarına bağlıdır ve geri dönüşümlüdür. Kan tablosundaki bozukluklar görülür. Çıkarma davranışları sonucu düşük potasyum düzeyleri gelişir. Bu durumda kalple ilgili sorunlar çıkabilir. Elektrolit bozukluğu olanlarda güçsüzlük, uykuya eğilim,  kalp ritm bozuklukları vardır. Kalp ritmindeki bozukluklar kalp durmasına yol açarak ani ölüm nedeni olabilir. Karaciğerde yağlanma görülebilir. Serum kolesterol düzeyleri yükselebilir. Diş çürümeleri, kuru cilt, tüylenme, osteoporoz, kırıklar,  midedeki boşalmanın gecikmesi, kabızlık, tiroid metabolizmasının düşmesi, düşük beden ısısı diğer biyolojik komplikasyonlardır.

9- Bir bulimiya nervoza hastası nasıl fark edilir?
Bulimiya nervoza genellikle bir yıl ya da daha uzun süreli diyet yaptıktan sonra gelişir. Diyet yaparak kilo kaybedilir veya başarılı olunamaz, ancak kilo kaybı, asla anoreksiya nervoza tanısı koyduracak nitelikte değildir. Yemeyi kısıtlama,tıkınma atağına yol açabilir, bunlar da karında rahatsızlık hissi, kendini kusturma veya sosyal çevrenin baskısı ile sonlanır. Tıkınma atağını sıklıkla suçluluk duygusu, depresyon ve kendini eleştirme takip eder. Bazı hastalar kilo kontrolü için  müshil kullanır ve tıkınma,uzun süre aç kalma ardışık olarak yinelenir.Az sayıda hasta  su atıcı ilaçlar  kullanır. Tıkınma sırasında yenilen gıda yüksek kalorili ve hızlı yemeyi kolaylaştıracak yapıdadır. Hastalarda kilo dalgalanmaları sıktır. Tıkınma atağı ortalama 1 saattir. Bazı hastaların el sırtında kusmanın yol açtığı nedbeler vardır. İştah azaltmak için uyarıcı madde kötüye kullanımı olabilir. Çoğu hasta düzenli yemek yemez, normal bir yemek sonunda doygunluk hissetmekte zorluk çeker. Genellikle evde, tek başına yemeği tercih ederler. Çoğunluğu normal ağırlık aralığının üst sınırında veya hafif kilolu olmalarına rağmen, ideal kilo olarak normal ağırlık aralığının alt sınırını tercih eder. Hastaların, yaklaşık % 10 u belirgin şişmandır. Çoğu hasta için tıkınma  nöbeti gerilim ve sıkıntıyı hafiflettiği için ödüllenmiş davranış olabilir. Sık olarak karmaşık, kişiler arası sorunlu ilişkiler, dürtüsel davranışlar ve yüksek düzeyde anksiyete ve kompulsif davranışlar sergilerler. Kendilik kavramları zayıftır ve mizaç bozuklukları görülme sıklığı yüksektir. Madde ve alkol kötüye kullanımı sıktır.  Hastaların dörtte birinde  gıda, giysi ve mücevher  çalma sorunu görülür.

10- Bulimiya nervozanın bedene zararları nelerdir?
Çıkarma davranışlarına bağlı anoreksiya nervozadaki benzer tıbbi sorunlar, dişlerde aşınma, parotis bezi büyümesi, mide genişlemesi, yemek borusu zedelenmesi, karın ağrıları, kalp yetersizliği önemli komplikasyonlardır.

11-Anoreksiya nervoza başka hangi hastalıklarla karışır?
Kilo kaybına yol açan başka bir tıbbi hastalığın olmadığına emin olunmalıdır. Kilo kaybı depresif bozukluklarda sık görülür. Depresyonda iştah azalır ancak anoreksiya nervozada hasta iştahın varlığını yadsır. Anoreksiya nervozanın ileri safhalarında iştah azalır. Anoreksiya nervozadaki aşırı hareketlilik, planlı ve tekrarlayıcı özelliği ile depresyondaki ajitasyondan ayrılır. Gıdaların kalori içeriği ile aşırı ilgilenme, yemek tarifi toplama, başkaları için yemek hazırlama, şişmanlama  korkusu, beden imajı bozukluğu depresif hastada gözükmez.
Kilo oynamaları, kusma, özel yemek yeme şekilleri somatizasyon bozukluğunda görülebilir. Ancak burda kilo kaybı anoreksiya nervoza kadar ciddi değildir ve şişmanlama korkusu yoktur. 3 ay veya daha uzun süreli adet kesilmesi olağan değildir. Şizofrenide gıda ile ilgili hezeyanlar, kalori içeriği ile seyrek ilişkilidir. Şişmanlama korkusu ve aşırı hareketlilik görülmez. Kilo kaybı yapan kronik tıbbi hastalıklar; Hipertiroidi, Addison hastalığı ve diabetes mellitus’tur

12-Yeme bozuklukları hangi yaşlarda başlar?
Anoreksiya nervoza için en riskli yaşlar 14 -15 yaşlarıdır. Genelde ergenlik döneminde başladığı bildirilir ancak çok ender de olsa 9 yaşında ve menopoz sonrası kadınlarda başladığı bildiren çalişmalar vardır. Bulimiya nervoza için ise tipik başlangıç 18-19 yaş arasıdır.

13- Yeme bozukluklarında karşılaşılan tıbbi sorunlar nelerdir?
Bu hastalıklar vücuttaki pek çok organı ve bu organların işleyişini olumsuz biçimde etkiler. Bu nedenle de çeşitli tıbbi sorunlar ortaya çıkar:

  • Kalp ve damar sistemi: Tansiyon düşüklüğü, nabız sayısının azalması, kalp ritm bozuklukları, kalp kasının erimesi, elektrolit bozuklukları nedeniyle ani kalp durmaları en önde gelenlerindendir.
  • Sindirim sistemi: Kusmalara bağlı yemek borusu hasarları, hatta yırtılmaları, şişkinlik, kabızlık, müshil kullanımına bağlı barsak bozuklukları
  • Hormonal değişiklikler: Adet düzensizlikleri ve adetlerin kesilmesi
  • Kemikler : Kemik erimesi (osteoporoz), kemiklerde çabuk kırılmalar
  • Dişler : Diş minelerinde erime, çürükler
  • Kansızlık ve vücudun savunma hücrelerinin azalması

14-Yeme bozuklukları ölüm nedeni olabilir mi?
Evet. Anoreksiya nervoza ve bulimiya nervoza tüm psikiyatrik hastalıklar içinde en ölümcül olanlarıdır. Özellikle anoreksiya nervozalı hastalar daha fazla risk altındadır. İyi örgütlenmiş yeme bozukluğu kliniklerinin olduğu ülkelerde bile, anoreksiya nervozalı  hastaların yaklaşık % 10’u  bu hastalıktan dolayı ölmektedir.

15-Yeme bozuklukları olan bir tanıdığınıza nasıl yardımcı olabilirsiniz ?
En doğru yardım hastayı bir danışmanlık alması için psikiyatri uzmanı ile görüşmeye ikna etmektir. Bunu geciktirmek hastalığın kronikleşmesine ve tedavinin daha da zorlaşmasına neden olacaktır.

16- Yeme bozuklukları tedavisi nasıl olur?
Tedavi psikiyatri uzmanının öncülüğünde, hastanın durumuna göre dahiliye, kadın-doğum gibi diğer tıbbi dallar ile işbirliğine geçilerek yapılmalıdır. Tek bir tedavi yaklaşımından çok bir çok yaklaşımın bir araya gelişi ile hastaya yardımcı olmak uygun olur. Psikoterapi vazgeçilmezdir, aile ile işbirliği ve ailenin tedaviye doğru katılımı önemlidir. Tedavideki ilk hedef genellikle tedavi talebi az olan hastanın tedavi iş birliği yapmasını  sağlamaktır.

17- Yeme bozukluklarının tedavisinde ilaçların yeri var mıdır?
Kesin bir ilaç tedavisi yoktur ve asıl tedavi ilaç kullanımı değildir. Psikoterapi ile birlikte kullanılmalıdır. İlaçlar sadece yardımcı rol oynarlar. Ancak son dönemlerde hem anoreksiya nervoza hem de bulimiya nervozanın çeşitli belirtilerinin hafifletilmesinde bazı yeni ilaçların yararları gösterilmiştir. Uygun dozda ve sürede kullanılırsa tedaviye katkıları olmaktadır.

18- İlaç kullanımını hangi hekimler düzenlemelidir?
İlaç tedavilerini psikiyatrlar düzenler. Ancak tıbbi sorunlar için ilgili branş hekimleri (iç hastalıkları uzmanı, fizik tedavi uzmanı, kadın-doğum uzmanı vb) ilaç önerir.

19-Yeme bozuklukları için hastanede yatarak tedavi gerekli midir?
Yeme bozukluğu tedavileri birkaç biçimde sürdürülür. Yatarak tedavi bunlardan biridir. Özellikle ağır vakalarda hastane yatışı zorunludur. Hastaneye yatmayı gerektiren durumlar şunlardır:

  • çok fazla ve hızlı kilo kaybı
  • durdurulamayan kusmalar,
  • yukarıda sayılan çeşitli tıbbi sorunların varlığı,
  • daha önceki ayaktan tedavilerde iyileşme sağlanamamış olması,
  • yeme bozukluğu dışında diğer psikiyatrik hastalıkların varlığı.

Yatarak tedavi tıbbi sorunlar çok ağır ve kilo çok düşükse bir süre dahiliye kliniklerinde psikiyatrın gözlemi ve takibi ile yapılabilir. Ancak hastanın tıbbi durumu düzelmeye başladığında en kısa zamanda psikiyatri kliniğine nakli sağlanmalıdır. Çünkü bu gruptaki hastalıklar ruhsal hastalıklardır ve tedavileri de psikiyatrlar tarafından diğer branş hekimleriyle işbirliği ve ekip çalışması ile yürütülmelidir.

20-Yatarak tedavi ne zaman sonlandırılır, ardından nasıl bir takip planlanmalıdır?
Yatarak tedavinin sonlandırılmasına ilişkin kesin bir süre verilemez. Ancak

  • doğru beslenme ilkelerinin uygulandığı,
  • hastanın sağlıklı kilosuna yaklaştığı,
  • tıbbi sorunların düzeldiği,
  • kusmaların ve müshil kullanımının kontrol edilebildiği noktada ayaktan tedaviye geçilebilir.

Yatarak tedavi genel tedavilerin sadece bir kısmını oluşturur. Asıl büyük bölüm ayaktan tedaviler sırasında gerçekleştirilir. Hastaneden çıktıktan sonra hastaların uzun süre takip edilmesi gerekir. Bu takip süresince bireysel ve grup psikoterapileri, aile tedavileri uygulanır.

 

  • Uyku Bozuklukları
  • Uyku günlük yaşamın bir sure için kesintiye uğraması ya da boşa geçen zaman değildir. Zihinsel ve fiziksel sağlığımızı her gün yenilememiz için önemli olan ve yaşamımızın üçte birini kapsayan aktif bir dönemdir.
    Yaklaşık 85 türde uyku hastalığı vardır. Çoğu yaşam kalitesinin azalmasına ve kişinin sağlığında bozulmaya neden olur. Uyku bozuklukları trafik ve mesleki kazalara neden olabilmesi nedeniyle bir halk sağlığı sorunudur. Bazı uyku bozuklukları uykuya dalma veya sürdürme güçlüğüne yol açar. Diğer uyku bozuklukları gündüz aşırı uykululuğa neden olur. Vücudun biyolojik saati ile ilgili sorunlar kişilerin günün yanlış zamanında uykulu olmasına neden olur. Uykuda yürüme, altını ıslatma, kabuslar ve diğer sorunlar da uykuyu kesintiye uğratabilir. Bazı uyku hastalıkları ise yaşamı tehdit edici boyuttadır.

Uykusuzluk
Uykuya dalma veya sürdürmede güçlük, yani uykusuzluk (insomnia) toplumda her üç kişiden birinde görülen önemli bir sağlık problemidir.
Uykusuzluk her yaşta görülür. İnsanların çoğu bir veya iki gece uykusuzluk çeker, ancak bu durum bazen haftalar, aylar ve hatta yıllarca sürebillir. Uykusuzluk en sık kadınlar ve ileri yaştaki kimselerde görülür.

UYUM BOZUKLUĞUNA BAĞLI UYKUSUZLUK
Uyum bozukluğuna bağlı uykusuzluk birkaç gece süren uykuya dalma veya sürdürme problemidir. Uyum bozukluğuna bağlı uykusuzluk üç aydan daha kısa surer. Bu tip bir uykusuzluk genellikle heyecan veya stress altında oluşur. Çocuklar, örneğin, sonbaharda okulların açılmasından hemen önce uykularında çok sık döner ve hareket ederler. Uykusuzluk önemli bir sınavın veya spor aktivitesinin öncesindeki gece ortaya çıkabilir. Erişkinler önemli bir iş toplantısı öncesinde veya bir aile bireyi veya yakın arkadaşı ile bir tartışma sonrasında sıklıkla kötü uyurlar. Insanlar evlerinden uzakta olduklarında daha kolay uyku problemine sahip olma eğilimindedirler. Zaman dilimi ötesindeki yolculuklar uyum bozukluğuna bağlı uykusuzluğa neden olabilir. Yatma vaktine yakın bir zamanda yapılan egzersiz (dört saat içinde) veya hastalıklar da bu tip bir uykusuzluğa neden olabilir. Stresli durum sona erdiğinde ya da kişi uyum sağlamaya başladığında uyku normale döner.

KRONİK UYKUSUZLUK
Kronik uykusuzluk en az bir ay sürer. Uykusuzların çoğu uykuları hakkında endişelenirler. Ancak tüm uyku problemini uykuya dair endişeye bağlamak yanlıştır. Yapılan bir çalışma bu tip uykusuzluğu olan hastaların uykuda solunum veya anormal kas aktivitesine sahip olabileceği gösterilmiştir. Bir uyku uzmanı uykusuzluğun nedenlerinin çözülmesinde yardımcı olabilir ve etkin tedavileri önerebilir.

PSİKOFİZYOLOJİ (ÖĞRENİLMİŞ) UYKUSUZLUK
Eğer stresli dönemlerde daha kötü uyuyorsanız, gün içindeki performansınızın iyi olmayacağı konusunda endişelenirsiniz. Geceleyin uyumak için daha fazla çaba harcayabilirsiniz. Bu genellikle işlerin daha kötü gitmesine neden olur. Birkaç gece sonra, yatağa gitmeden önce yaptığınız bir takım şeyler size uyku sorunlarınızı hatırlatır. Pijamalarınızı giymek, ışıkları kapatmak ve battaniyeyi örtünmek aniden sizin daha uyanık hale geçmenize neden olur. Psikofizyolojik uykusuzluğu olan bazı kişiler yatakta olmadıklarında hemen uykuya dalabilirler. Kanepede, gazete okurken, televizyon izlerken veya araba kullanırken uykuyakalırlar. Bir ay içinde sadece birkaç gece kötü uyku bile psikofizyolojik uykusuzluğu tetikleyebilir. Tedavide kötü uykuyu hatırlatan şeyleri ”öğrenmeme” ve yeni uyku alışkanlığını öğrenme yer alır.

FİZİKSEL / PSİKİYATRİK HASTALIKLARA BAĞLI UYKUSUZLUKLAR
Birçok tıbbi problem uykuyu bozabilir ve insanların uykusuzluktan şikayetçi olmasına yol açabilir. Psikiyatrik problemler, diğer uyku bozuklukları ve fiziksel hastalıklar kolaylıkla uykusuzluk olarak değerlendirilebilecek şekilde uykuyu değiştirebilirler. Tıbbi hastalığı tedavi etmek uykusuzluğu da tedavi edebilir.

Psikiyatrik Problemler: Uykusuzluğun bir çeşidi – oldukça erken uyanma – depresyonu olan hastalarda oldukça sık bir şikayettir. Eğer psikiyatrik bir probleminiz varsa kötü bir uykuya sahip olursunuz. Altta yatan hastalığın tedavisi uykunuzu düzeltmede yardımcı olabilir. Psikiyatrik bozuklukların tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar da uykusuzluğa neden olabilir.

Uyku ile İlişkili Solunum Bozukluğu: Uyku apnesi olan kimselerin uyku sırasında nefesi durur. Bu durum kişiyi gece boyunca onlarca hatta yüzlerce kez uyandırabilir. Solunumun durduğu süre 10 saniye gibi kısa olabilir. Çoğu hasta uyandığını hatırlamaz. Uyku apne tanısı için bir uyku testi gerekir. Uyku ile ilişkili solunum problemleri en sık erkeklerde, kilolu kimselerde ve ileri yaştaki erişkinlerde görülür. Uyku apnesi olan kimseler pozitif havayolu basıncı denilen tedaviden sıklıkla fayda görürler. Bu tedavi, uyku esnasında burna takılan bir maske yoluyla hava basıncı vererek havayolunu açık tutar.

Periyodik Bacak Hareketleri: Periyodik bacak hareketleri uyku sırasında kısa kas kasılmalarıdır. Kasılmalar bir-iki saniye süreli bacak sıçramalarına neden olabilir. Kasılmalarher 30 saniyede bir, sıklıkla bir saat veya daha uzun bir süre boyunca devam eder. Bazı kimselerde her gece sürekli bacak sıçraması görülür. Bu hareketler her gece uykuda yüzlerce kısa kesintilere ve huzursuz bir uykuya neden olur. Periyodik bacak hareketleri yaşlandıkça daha sık ve ağır hale gelir. Tedavide ilaçlar, akşam egzersizleri, sıcak banyo veya bunların birleşimi yer alır. Eğer demir düzeyleriniz düşükse, demiri yerine koyma tedavisi de faydalı olabilir.

Gastro-özofajeal Reflü (Mide Ekşimesi): Uyku sırasında mide içeriği boğaza geri gelebilir. Bu durum hastayı gece içinde bir çok kez uyandırır. Göğüsün orta kısmında oluşturduğu ağrı ve sertlik hissi nedeniyle mide ekşimesi olarak adlandırılır. Reflü gün içinde olduğunda, birkaç yutkunma ve dik pozisyon ile problem genellikle çözülür. Uyku sırasında, daha az yutkunma olması ve yatar pozisyon nedeniyle daha fazla reflü oluşur. Uyuyan kişi sıklıkla öksürerek ve boğulma hissi ile uyanır. Eğer böyle bir probleminiz varsa, başınızı yastıklarla yukarı kaldırmayı deneyin. Yatağın baş kısmını da 15-20 cm kaldırabilirsiniz. Reflüyü tedavi eden ilaçlar da kullanılır.

Uykusuzluğa NELER sebep olabilir? 

PSİKOLOJİK FAKTÖRLER

Uykusuzluk eğilimi: Bazı kimseler stresli dönemlerde diğer kişilere göre daha kolay uykusuzluk yaşarlar. Diğerleri strese karşı başağrısı veya mide ağrısı ile cevap verir. Kişinin uykusuzluk geliştirmeye yatkın olduğunu ve bunun çok uzun sürmeyeceğini bilmesi, uykusuzluk gelişitiğinde onunla baş etmesinde faydalıdır.
Kalıcı stres: Aile problemleri, ciddi bir hastalığı olan bir evlat veya tatmin edici olmayan bir iş uyku problemlerine katkıda bulunabilir. Stres ile baş etmeyi öğrenmek uykusuzluğunuzu tedavi etmede yardımcıdır.

YAŞAM TARZI

Uyarıcılar: Kafein insanları uyanık tutar. Eğer geceleyin kahve içerseniz, uykuya dalmanızı engellemese dahi, uykunuz daha az dinlendirici olur. Nikotin de insanları uyanık tutar, sigara içiciler içmeyenlere gore daha uzun sürede uykuya dalarlar. Birçok ilaç içerisinde uyarıcı madde içerir. Bu ilaçlar arasında kilo verdiren ve alerji ve astım ilaçları yer alır. Bazı soğuk algınlığı ilaçları da uyarıcı içerir.
Alkol: Yatmadan önce içilen bir bardak şarabın uyumanıza yardımcı olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak alkol, çabuk uykuya dalmanızı sağlamakla birlikte, sizin tüm gece boyunca uyku içerisinde kısa sürelerle uyanmanıza neden olur.
Çalışma saatleri: Eğer vardiyalı olarak çalışıyorsanız, uyku problemine sahip olmanız daha olasıdır. Bu durum çalışma saatleri sürekli değişen kimseleri kapsar. Ayrıca gece veya sabah erken saatlerde çalışanları da içine alır. Hafta sonlarında dahi aynı programın sabit tutulması önemlidir. Bu, vücudunuzu belirli zamanlarda uyumaya ve diğer zamanlarda uyanık kalmaya programlamaya yardımcı olur. Her sabah aynı saatte uyanmak uyku şeklinizi sabitlemek için bir yöntemdir. Bir rutine sahip olmak önemlidir.
Egzersiz: Dinlenmenin ve sakin bir yaşam tarzının uykusuzluğu engellediğini düşünebilirsiniz. Aslında, çok az ya da hiç egzersiz yapmayan kimseler geceleri uykuya dalma güçlüğü yaşarlar. Düzenli egzersiz insanların daha iyi uyumasını sağlar. Egzersiz yapmak için en iyi zaman öğleden sonrasıdır. Yatma vaktine yakın egzersiz yapmayın. Yatma vakti ile eegzersiz sonrası kalp hızınızın yavaşlaması arasında en az iki saat bırakın.
Uyku hapları: Uyku hapları doktorunuzun kontrolünde kullanılmalıdır. Bazı uyku hapları, eğer her gün kullanılırlarsa, birkaç hafta sonra işe yaramaz hale gelir. Diğer yandan eğer aniden kullanmayı bırakırsanız, uykunuz bir süre için daha da kötü hale gelir. Bu problem uyku haplarını yavaşça azaltılarak kesme ile azaltılabilir.

ÇEVRESEL FAKTÖRLER

Ses: Yatak odasını mümkün olduğunca sessiz tutun. Yakın yerden geçen trafik, uçaklar, televizyon ve diğer sesler uyanmanıza neden olmadan da uykunuzu bozarlar.
Işık: Yatak odanızı karanlık tutmak için gölgelik veya kalın perdeler kullanın. Işık gözleriniz kapalı olsa dahi gözlerinize ulaşır. Işık uykunuzu dağıtabilir.
Eğer tüm gece kesintisiz olarak uyduğunuzu düşündüğünüz halde yorgun hissediyorsanız, tüm bu faktörler gözden geçirilmelidir.

NE ZAMAN yardım aramalıyım?
Eğer uykunuz bir aydan daha uzun süredir bozuksa ve sizin günlük işlevlerinizi bozuyorsa yardım arama zamanı gelmiştir. Doktorunuza başvurun ve bir uyku hastalıkları uzmanı ile görüşme isteyin. Tıbbi özgeçmişiniz, fiziksel muayene ve bazı kan testleri uykusuzluğun bazı nedenlerinin ortaya konulmasında faydalıdır. Yatak partneriniz ve diğer aile üyeleri sizin uykunuz hakkında değerli bilgilere sahip olabilirler. Onlara horlayıp horlamadığınızı veya uyku sırasında huzursuz yatıp yatmadığınızı sorun. Sağlık bakım uzmanınız da uykusuzluğun sizi gün içinde uykulu veya depresif yapıp yapmadığını veya yaşamınızı diğer şekillerde etkileyip etkilemediğini bilmek isteyecektir.
Uykusuzlukta bazen sadece bilgi verme ve eğitim ile düzelebilir. Bazı kimseler doğal olarak diğerlerinden daha az uyur. Herkesin sekiz saat uyuması gerekir düşüncesi yanlıştır. Kötü uyku alışkınlığına bağlı uykusuzlukta danışmanlık yardımcı olabilir. Diğer durumlarda, ilaçlar veya bir uyku bozuklukları merkezinde değerlendirme önerilebilir.

UYKU HAPLARI ŞU DURUMLARDA FAYDALIDIR :

’Jet lag’: Birçok zaman dilimini geçen uçuşlar hem uykusuzluğu hem de gündüz aşırı uykululuğu tetikleyebilir. Vücudunuzun zaman dilim değişikliklerine alışması bir hafta sürebilir. Bir gece uçuşu sırasında uçakta uyumanızı sağlayacak bir uyku hapı almanız uykunuzu daha iyi kılabilir ve gündüz aşırı uykululuğu azaltabilir.

Vardiyalı Çalışma: Vardiyalı çalışanlar bazen uykuya dalmayı kolaylaştıracak uyku hapı alabilir. Bu, gündüz uykululuğu azaltabilir ve yeni programa uyuma yardımcı olabilir.

Akut Stres: Uyku hapları stresli dönemlerden geçişte uykusuzluğu olan kimselere yardımcı olarak uyku problemlerini engelleyebilir.

Tahmin Edilebilir Stres: Bir aylık satış toplantısı veya bir konuşma görevi öncesindeki gece her zaman huzursuz uyuduğu bilinen kişiler bu gibi zamanlarda uyku hapı alırlarsa daha iyi dinlenebilirler.

Kronik Uykusuzluk: Uyku haplarının elde tutulması kötü uykuya sahip olanlarda periyodik alevlenmeler döneminde yardımcı olabilir ve uykusuzluk ile birlikte olan endişeyi azaltabilirler.

Çoğu uyku haplarının en iyi etkiyi haftada üç kereden az kullanıldıklarında gösterdiklerini bilmek önemlidir.

İYİ UYKU HİJYENİ
Burada uyku hijyeninizi nasıl daha iyi hale getirebileceğiniz hakkında bazı ipuçları vardır:

  1. Uykulu hissetmeden yatağa gitmeyin.
    Yatma vaktinde uykulu hissetmiyorsanız, başka birşey yapın. Kitap okuyun, hafif bir müzik dinleyin veya bir dergiye bakın. Rahatlatıcı birşeyler bulun, ancak uyarıcı etkisi olmasın.Aklınızdan uyku ile endişlenme fikrini atın. Bu sizin vücudunuzun rahatlamasını sağlayacak ve düşüncelerinizi dağıtacaktır.
  2. Eğer 20 dakika sonra halen uykuya dalamadıysanız, yataktan çıkın.
    Sizin rahatlamanızı sağlayacak başka bir şeyler bulun. Eğer mümkünse, başka bir odaya geçin. Yatak odanız uyumak için gittiğiniz yer olmalı. Canınız sıklıdığında gittiğiniz bir yer olmamalı. Tekrar uykulu hissettiğinizde, yatağa geri dönün.
  3. Her gece yatağa gitmeden önce sizin rahatlamanızı sağlayacak meşguliyetlere başlayın.
    Ilık banyo, hafif atıştırma veya birkaç dakika okuma olabilir.
  4. Her sabah aynı saatte kalkın.
    Bunu tatillerde ve hafta sonlarında da yapın.
  5. Düzenli olarak tüm gece uykusuna sahip olmaya çalışın.
    Sizi gün içinde iyi dinlenmiş hissetmenizi sağlamaya yetecek süre uyuyun.
  6. Eğer yapabilirseniz, şekerleme yapmaktan kaçının.
    Eğer mutlaka şekerleme yapmak zorunda kalırsanız, kısa tutun (bir saatten az). Öğleden sonra saat üçten sonra şekerleme yapmayın.
  7. Düzenli bir programı takip edin.
    Yemek, ilaçlar, ev işleri ve diğer aktivitelerin düzenli olması vücut saatinin düzgün olarak çalışmasına yardımcı olur.
  8. Yatağınızı sadece uyku ve cinsel aktivite amacıyla kullanın.
  9. Öğle yemeğinden sonra kafein almayın.
  10. Yatma vaktinden altı saat öncesinde bira, bir bardak şarap veya diğer alkollü içeceklerden kaçının.
  11. Yatma vakti öncesinde sigara içmeyin veya diğer nikotin içeren gıdalar almayın.
  12. Yatağa aç girmeyin, ancak yatma vaktine yakın saatlerde ağır yemek de yemeyin.
  13. Yatma vaktinden önce altı saat içerisinde ağır egzersizden kaçının.
    Düzenli olarak ancak günün daha erken saatlerinde egzersiz yapmalısınız. (Bir egzersiz programına başlamadan önce doktorunuzla konuşun.)
  14. Uyku haplarından kaçının, veya dikkatli kullanın.
    Çoğu doktor üç haftadan daha uzun bir süre için uyku hapı reçete etmez. Uyku hapı kullanırken alkol almayın.
  15. Endişelenmenize yol açan nedenlerle gün içinde ilgilenin.
    Endişelerinizi bir aile üyesi veya arkadaşınızla paylaşın. Duygularınızı bir günlüğe yazarak ifade edin. Eğer endişeleriniz kalıcı bir problem ise, o halde bir doktor ile konuşun.
  16. Yatak odanızı sessiz, karanlık ve hafif soğuk duruma getirin.
    Bunu hatırlamanın kolay yolu: size bir mağarayı andırmalıdır. Kulağa romantic gelmese de, yarasalar için işe yaramaktadır. Yarasalar şampiyon uykuculardır. Her gün yaklaşık 16 saat uyurlar. Belki de sebebi karanlık ve serin mağarada uyumalarıdır.